Yapay Zekaya Dair Herkesin Bilmesi Gereken 10 Şey

Hem bilim hem de bilim kurgu dünyasında büyük ilgi gören yapay zeka (AI), etkileyici bir teknolojik gelişme olarak hayatlarımızdaki varlığını sürdürüyor. AI, insan beynini taklit eden ve insan gibi düşünen makine fikrinden yola çıkarak 1950’li yıllardan beri birçok gelişmelerle gündeme gelmiştir. Peki yıllar içinde yapay zeka ile neler ön plana çıktı? Skynet (Terminatör filminde dünyayı ele geçiren yapay zeka) gerçek mi olacak? Gelecekte insanlar birer siborglara mı dönüşecek? İşte tüm bu sorulara ve daha fazlasına yanıt bulabileceğiniz, yapay zekaya dair herkesin bilmesi gereken 10 şeyi sizin için sıraladık.

1- Yapay Zeka Fikri Sandığınızdan Daha Eskiye Dayanıyor

“Düşünen makine” fikrinin aslında günümüzden yaklaşık 2.700 yıl önceye uzandığını biliyor muydunuz? Erken dönem AI temalarına, robotlar ve kendi kendine hareket eden nesnelere, tahminen M.Ö. 750-600 yılları arasında yaşamış olan Antik çağ şairlerinden Hesiod ve Homer’ın eserlerinde rastlıyoruz.

Pek çok kişi kötülüğün kutusunu açan Pandora’nın hikayesini duymuştur. Fakat Hesiod’un kendi eserinde geçen orijinal anlatıya göre; Pandora’yı kötü bir kadın olarak, demircilik tanrısı Hephaistos yaratmıştır. Hesiod’un bir diğer hikayesinde ise; yine Hephaistos’un yaptığı Tanos adında bronzdan dev bir ‘insandan’ bahsedilir. Tanos’un başından bir ayağına kadar uzanan ve içinde ise tanrıların gizemli yaşam kaynağını taşıyan bir tüp bulunur. Bu hikayeye göre Tanos da bir erken robot konsepti olarak değerlendirilebilir.

Bunun yanı sıra Homer’dan öğrendiğimize göre antik yunan mitolojisinin bu üretken tanrısı Hephaistos; kadına benzeyen, altından otomatik hizmetçiler gibi daha pek çok kendiliğinden hareket eden nesne üretmiştir. Hephaistos yarattığı bu yapay kadınlara tanrı bilgisini vermiş yani onlara bir nevi AI ile donatmıştır.

2- AI Terimi ve Çalışan İlk Yazılımı 1956’da Ortaya Çıktı

Bu terim ilk defa bilgisayar bilimci John McCarthy tarafından Dartmouth College’daki AI Konferansında kullanıldı. Allen Newell, J.C. Shaw ve Herbert Simon ise ilk çalışan AI yazılım programı, “Logic Theorist”i yarattı. Bunun ardından ise evlerde kullanılmak üzere üretilen ilk robot için 2002’yi beklemek gerekecekti. iRobot tarafından yaratılan Roomba isimli bu otonom vakum temizleyici, belirli görevlere odaklanması ile otonom robotlar konusunda büyük bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

3- Yapay Zeka Makine Öğrenmesi Değildir

İlk AI yazılımları öğrenebilme yeteneğine sahip değildi, yani yalnızca içerdiği mevcut kodlar dahilinde hareket edebiliyordu. Peki bu insan zekasının makinelere uyarlanan versiyonu, “öğrenemeyen” bir yapay zeka ne anlama gelmektedir?

Başlangıçta bilim insanları da bu konuya oldukça kafa yormuştu. Nitekim insan beyninin karmaşıklığı ve bunu taklit etmenin zorluğu da göz önüne alınarak, zamanla iki farklı yaklaşım ortaya çıktı: yukarıdan aşağıya (Zayıf AI) ve aşağıdan yukarıya (Güçlü AI). Bu alanda dönemin önde gelen bilim insanlarından Marvin Minsky’nin de yer aldığı grup, ilk yaklaşım olan; bilgisayarı insan davranışlarını kontrol eden kurallar ile önceden programlamayı savundu. İkinci grup ise yapay sinir ağları ile yeni davranışlar öğrenilmesini mümkün kılan yaklaşımı benimsedi.

4- 2. Dünya Savaşı’nda Nazilerin Enigma Kodunu Kırdı

Enigma, 2. Dünya Savaşı’nda Alman Silahlı Kuvvetleri tarafından gizli mesaj göndermek için kullanılan bir şifreleme makinesiydi. Alan Turing, 1939 yılında Müttefiklerin Alman şifrelemelerini deşifre etmesini sağlayan elektromekanik bir cihaz olan “bombe” adlı bir yöntem yarattı ve bu sayede Nazilerin Engima kodunu kırmayı başardı. Aynı zamanda makinelerin düşünebilme yeteneğini ölçen meşhur Turing Testi’ne de adını veren Turing, bilgisayar biliminin öncülerinden biri olarak anılır.

5- Filler Satranç Oynamaz

Yapay zeka bilimci Rodney Brooks 1990 yılında “Filler Satranç Oynamaz” isimli bir makale yayınladı. Brooks bu yazıda bahsettiğimiz yukarıdan aşağıya yaklaşımının yanlış olduğu görüşünü savundu. Örnek olarak görme konusunda beynin farklı modüllere ihtiyacı olduğunu ileri sürerek Güçlü AI yaklaşımına ilginin artmasında büyük rol oynadı.

6- Yapay Zeka Kışı

1973’de Birleşik Krallık parlamentosu tarafından görevlendirilen Sir James Lighthill, AI ile ilgili bir durum raporu hazırladı. Raporda bu alandaki iddiaların yerine getirilemediğine dair yorumlar yer alması üzerine, Birleşik Krallık bu sektöre sağlanan fonları kesti ve böylece 2000’lere kadar sürecek olan bir nevi yapay zeka kışı başlamış oldu.

7- İnsanlar Makinelere Karşı

1950’lerden beri satranç hesaplamaları ile ilgilenen IBM, Deep Blue adını verdiği bir AI yazılımı üretti. İçerisine o güne kadar oynanmış binlerce oyun aktarılan bu süper bilgisayar, saniyede 200 milyon pozisyona kadar değerlendirme yapabiliyordu. 1996’da dünya satranç şampiyonu Garry Kasparov ile yaptıkları ilk satranç karşılaşmasında Deep Blue yenilirken, 1997 yılında gerçekleşen ikinci müsabakada ise galibiyeti başarıyla kazandı. Öyle ki Kasparov bu süper bilgisayarı bir insanın kontrol ediyor olduğunu düşündü.

20. yüzyılda yapay zekanın Kasparov karşısındaki üstünlüğünün ardından 21. yüzyılda da durum pek değişmedi. Bu kez yine IBM’in geliştirdiği AI programı Watson, 2011’de Jeopardy adlı bir bilgi yarışmasında şovun o güne kadarki en başarılı yarışmacıları Ken Jennings and Brad Rutter’ı büyük bir hezimete uğrattı. Deep Blue’dan farklı olarak sinir ağları içeren Watson sorular karşısında modelleri tanıması için üreticileri tarafından 3 yılı aşkın bir süre boyunca eğitildi.

8- Yapay Zeka Yazılımları Günlük Hayatımızın Pek Çok Yerinde

Akıllı telefonlar ve sosyal medya pek çok kişinin rutininde önemli bir yere sahip. Bununla birlikte biz farkında olmasak da AI yazılımlar gündelik hayatımızda sıklıkla karşımıza çıkıyor. Eğer telefonunuzu açarken parmak izi ve yüz tanıma gibi bir biyometrik kullanıyorsanız veya dolaştığınız web sitelerinde arama geçmişiniz ile uyumlu reklamlar görüyorsanız işte tüm bunlar birer yapay zeka marifetidir. Bunun dışında sosyal medyadaki arkadaş önerileri ve kişiselleştirmenin yanı sıra, arama motorları da yine AI sayesinde internetin tamamını tarayabilir hale geldi.

Gmail gibi bir uygulama üzerinden email yazarken yazım düzeltmeleri mutlaka dikkatinizi çekmiştir. İşte bu da yine yapay zekanın bir alt kategorisi olan NLP yani doğal dil işlemeyi kullanarak kelime yanlışları konusunda bizi uyarıyor. Kimi zaman sağ kolumuz kimi zaman kopilotumuz olan Apple Siri ve Amazon Alexa gibi dijital sesli asistanlar da yine bu sistem ile çalışıyor.

9- Bilim Kurgunun En Sık Kullanılan Temalarından Biri

Yapay zeka pek çok bilim kurgu kitabı ve filmine konu olmuş, bunlar ise bir yandan bilim insanlarına ilham verirken bir yandan da onlardan beslenmeye devam etmiş. Örneğin en çok bilinen başarılı bilim kurgu yazarlarından Isaac Asimov, hayal gücü ile pek çok robotikçi ve bilim insanına esin kaynağı oldu. Herkesin soru sorabileceği, tüm bilgileri depolayabilen bir bilgisayar hayal eden yazar, aynı zamanda yarattığımız makinelerin bizi alaşağı etmemesi üzerine en çok bilinen kitaplarından Üç Robot Yasası’nı da yazmıştır.

Sinemaya gelecek olursak, bu alanda ilk akla gelen filmlerden biri şüphesiz ki 1968 yılında çekilen ve yönetmenliğini Stanley Kubrick’in yaptığı; 2001: Space Odyssey. Akıllı bilgisayar HAL 9000’in yapay zekanın kötüleşebileceğine dair çarpıcı bir örnek olarak yer aldığı filmde, bilim insanı Marvin Minsky Kubrick’e danışmanlık yapmıştır.

Bu konulara değinmişken Terminatör filmlerinden bahsetmemek olmaz. İlki 1984 yılında çekilen seride, AI yazılım ile çalışan ve bütün cihazların bağlı olduğu Skynet isimli bir internet ağı bulunuyor. İnsanların çok işine yarayan bu sistem, bir süre sonra kontrolden çıkarak insanlığı yok etmeye karar veriyor. Bu da yapay zekanın sınırlarının nereye kadar ulaşabileceğini sorgulayan ve ilerleyen zamanda insanlığın karşısına bir tehdit olarak çıkabileceğini varsayan kötü senaryolara etkili bir örnek olarak sinema tarihindeki yerini alıyor.

10- 2050, Bilim Kurgunun Gerçeğe Dönüştüğü Yıl Olacak

ABD Ordusu Kabiliyet Geliştirme Komutanlığı Kimyasal Biyoloji Merkezi’nin (CCDC CBC) yayınladığı bir rapora göre 30 yıl sonra siborg askerlerin ordudaki yerini alması öngörülüyor. Diğer bir deyişle 2050 yılı “terminatörlere” sahne olacak; gelişmiş gözler, süper kulaklar, eskisinden daha güçlü ve çabuk iyileşen kaslar ve iskeletler… AI ve robotik teknolojiler ile filmlerdeki ‘süper insanlar’ adeta gerçeğe dönüşecek.

Marvel filmlerinde Robert Downey Jr’ın başarıyla canlandırdığı Iron Man karakterinin, yapay zeka asistanı J.A.R.V.I.S. ile olan sahnelerini hatırlamayan yoktur. 2050 yılında biz de Tony Stark gibi AI ve IoT’un başarılı birleşimi sayesinde içerisinde bulunduğumuz oda ile iletişim kurabileceğiz. Yalnızca konuşarak ona ışıkları ya da kapıyı açıp kapatmasını söyleyip, bir basketbol maçının sonucunun ne olduğunu sorabileceğiz.

Bilim kurgu eserlerinde geçen yapay zekalar kah J.A.R.V.I.S gibi insanlar ile uyum içinde varlığını sürdürüp kah Skynet gibi kötüye evrilip insanlığın sonunu getirmeyi amaçlıyor. Gerçekte ne olacağını ise hep birlikte yaşayarak göreceğiz.